| Tarih | 27 Mayıs 1960 |
| Yer | Ankara ve İstanbul başta olmak üzere Türkiye |
| Kategori | Darbeler ve siyasal rejim değişimleri |
| Araştırma çerçevesi | Resmî kayıtlar, mevzuat, yargı belgeleri, dönem basını ve akademik çalışmalar; kaynakların niteliği ayrı gösterilir. |
| Yayın ilkesi | Belge / İddia / Aktarım / Doğrulanamadı ayrımı; kesinlik iddiası oluşturmayan dil. |
Müdahalenin hukukî ve siyasal mirası sonraki on yıllarda Türkiye'nin asker-sivil ilişkileri tartışmasının temel başlıklarından biri oldu. Olayın nedenlerine ilişkin siyasal değerlendirmeler birbirinden farklı olsa da, müdahalenin seçilmiş hükümetin görevden uzaklaştırılması, parlamentonun çalışmasının durması ve yeni bir anayasal düzenin kurulması gibi somut sonuçları kaynaklarda açık biçimde izlenebiliyor
27 Mayıs sonrasında Demokrat Parti yöneticileri Yassıada'da yargılandı; bu süreç ayrı bir dönüm noktası olarak 2 numaralı dosyada ele alınmaktadır. Aynı zamanda yeni anayasa hazırlanarak kişi hakları, yargı bağımsızlığı, çift meclisli yapı ve Anayasa Mahkemesi gibi kurumların yer aldığı farklı bir anayasal sistem kuruldu.
27 Mayıs'ın ardından MBK, parlamenter düzeni geçici olarak devre dışı bırakan yeni bir yönetim kurdu. Bazı üst düzey askerler kısa süre içinde MBK'dan tasfiye edildi ve 14'ler olayı olarak bilinen gelişmeyle farklı bir iktidar çizgisi oluştu. 1960 sonuna kadar anayasa yapımının yöntemi tartışıldı ve doğrudan MBK denetimindeki bir taslak yerine daha geniş temsile dayalı Kurucu Meclis modeline geçildi
Müdahalenin örgütlenmesi, 1950'lerin sonundaki yoğun siyasi gerilim ortamında gelişti. 1957 seçimlerinden sonra Demokrat Parti ile muhalefet arasındaki gerilim arttı; Tahkikat Komisyonu'nun kurulması, üniversite olayları ve hükümet karşıtı protestolar 1959–1960 döneminin başlıca kriz başlıkları arasında yer aldı. 27 Nisan 1960'ta kurulan Tahkikat Komisyonu, muhalefet ve basın üzerinde tartışmalı yetkiler kullanması nedeniyle dönemin siyasi geriliminin merkezine yerleşti.
27 Mayıs 1960 sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup subayın gerçekleştirdiği askerî müdahale, Demokrat Parti'nin 1950'de başlayan iktidar dönemini sona erdirdi. Müdahalenin ardından Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, bakanlar, milletvekilleri ve Demokrat Parti'nin önde gelen yöneticileri gözaltına alındı; Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmaları durduruldu. Millî Birlik Komitesi (MBK) ülkenin yönetimini üstlendi. TBMM'nin kendi tarih anlatımında da Meclis ve hükümetin feshedildiği, siyasi faaliyetlerin yasaklandığı ve geçici bir anayasal düzen kurulduğu belirtilmektedir.
Müdahaleye giden aylarda iktidar ile muhalefet arasındaki gerilim belirgin biçimde artmıştı. 1957 seçimlerinden sonra Demokrat Parti Meclis çoğunluğunu korurken Cumhuriyet Halk Partisi ve diğer muhalefet unsurları üzerindeki siyasi baskı tartışmaları yoğunlaştı. 18 Nisan 1960'ta CHP'nin faaliyetlerini araştırmak amacıyla Meclis Tahkikat Komisyonu kurulmasına ilişkin karar kabul edildi. Komisyona verilen geniş yetkiler, basın ve siyasal faaliyetler bakımından yeni tartışmalar doğurdu. Nisan sonundaki İstanbul ve Ankara öğrenci olayları ve ardından ilan edilen örfi idare, siyasal krizin artık Meclis içindeki tartışmalarla sınırlı olmadığını gösterdi.
27 Mayıs gecesi ve sabahı Ankara ile İstanbul'daki stratejik noktaların askerî birlikler tarafından kontrol altına alınmasıyla yönetim değişikliği fiilen gerçekleşti. Radyo üzerinden yapılan açıklamalarla müdahale halka duyuruldu. Müdahalenin ardından Cemal Gürsel Ankara'ya çağrıldı ve MBK'nin başına geçti. Yeni yönetimin ilk döneminde yürütme yetkisi MBK'nin atadığı bakanlar aracılığıyla kullanıldı. Böylece 27 Mayıs, yalnızca bir hükümet değişikliği değil, yasama ve yürütme yetkilerinin geçici olarak askerî bir komitede toplandığı yeni bir ara rejimin başlangıcı oldu.
Ara rejimin hukukî çerçevesi 12 Haziran 1960 tarihli 1 sayılı Geçici Kanun ile şekillendirildi. Ardından 157 ve 158 sayılı kanunlarla Kurucu Meclisin oluşturulmasının yolu açıldı. Kurucu Meclis 6 Ocak 1961'de çalışmaya başladı ve yeni anayasa hazırlığı bu yapının temel görevlerinden biri oldu. Böylece müdahale ile 1961 Anayasası arasında doğrudan kurumsal bir bağ oluştu. Demokrat Parti'nin kapatılması ve yöneticilerinin Yassıada'da yargılanması da aynı ara rejim içinde gerçekleşti.
27 Mayıs'ın bir başka önemli sonucu, askerî müdahalenin Türkiye'deki siyasal sistem tartışmalarında kalıcı bir referans noktası haline gelmesidir. 1961 Anayasası daha sonra iki meclisli yasama yapısı, Anayasa Mahkemesi ve geniş temel hak düzenlemeleriyle yeni bir kurumsal çerçeve getirdi. Ancak 1961-1980 arasındaki dönemde anayasal sistemin nasıl uygulanacağı konusunda sürekli tartışmalar yaşandı. Bu nedenle 27 Mayıs dosyası, müdahalenin gerçekleştiği günün kronolojisinin yanı sıra geçici anayasal düzeni, Yassıada yargılamalarını ve yeni anayasa yapımını birlikte okuyabilmek için temel bir başlangıç dosyasıdır.
Müdahale yalnızca hükümet değişikliğiyle sınırlı kalmadı. Demokrat Parti kapatıldı, siyasi faaliyetler askıya alındı ve yeni bir anayasal düzen hazırlığı başlatıldı. 12 Haziran 1960 tarihli 1 sayılı Geçici Kanun ile geçici anayasa düzeni kuruldu; sonrasında 157 ve 158 sayılı kanunlarla Kurucu Meclis'in kuruluşunun yolu açıldı. Böylece 27 Mayıs, 1961 Anayasası'na uzanan bir ara rejimin başlangıcı oldu
27 Mayıs 1960 sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup subay Ankara ve İstanbul'daki kilit noktaları ele geçirerek yönetime el koydu. Başbakan Adnan Menderes ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar başta olmak üzere Demokrat Parti hükümetinin önde gelen isimleri tutuklandı; Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümet çalışmaları sona erdirildi. Millî Birlik Komitesi (MBK) ülkenin yönetimini üstlendi ve Cemal Gürsel devlet başkanı ve başbakan olarak görevlendirildi.