| Tarih | 12 Eylül 1980 |
| Yer | Türkiye |
| Kategori | Darbeler ve siyasal rejim değişimleri |
| Araştırma çerçevesi | Resmî/kurumsal kayıtlar, mevzuat, yargı belgeleri, dönem kaynakları ve gerektiğinde akademik çalışmalar; her kaynağın niteliği ayrıca gösterilir. |
| Yayın ilkesi | Belge / İddia / Aktarım / Doğrulanamadı ayrımı; kesinlik veya hüküm ifade eden genellemelerden kaçınılır. |
1980 sonrasındaki hukuk, medya ve güvenlik düzenlemelerinin önemli bir bölümü bu dönemde kurulan kurum ve mevzuat çerçevesi içinde şekillendi. Bu nedenle 12 Eylül dosyası yalnızca 12 Eylül günü yaşanan müdahaleyi değil, 1980–1983 arasındaki bütün dönüşümü kapsayacak biçimde okunmalıdır
12 Eylül, Türkiye'nin yakın tarihinde siyasetin doğrudan askerî yönetim altına girdiği en kapsamlı ara rejimlerden birini oluşturdu. 1982 Anayasası, 1983 seçimleri, askerî yargı ve sıkıyönetim uygulamaları bu müdahalenin sonraki yapısal sonuçlarıdır.
Darbe yönetiminin temel hedeflerinden biri 1970'lerdeki siyasi şiddeti ve yönetim krizini sona erdirmekti. Ancak bunu sağlamak için uygulanan olağanüstü hukuk düzeni, siyasi ve toplumsal özgürlükleri de geniş ölçüde sınırladı. Bu iki yön, 12 Eylül'ün tarihsel değerlendirmesinde birlikte ele alınır
Darbe sonrasında siyasi partiler kapatıldı veya faaliyetleri durduruldu, parti yöneticileri hakkında soruşturmalar yürütüldü ve sendikal faaliyetler ile toplantı-gösteri alanında ciddi kısıtlamalar getirildi. Sıkıyönetim mahkemeleri çok sayıda davaya baktı; siyasi tutuklamalar ve cezaevi uygulamaları sonraki yıllarda da kamuoyunun önemli tartışma konularından biri oldu.
Yeni yönetim 27 Ekim 1980 tarihli 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun ile ara rejimin hukukî çerçevesini oluşturdu. 1981'de Kurucu Meclis kuruldu; 1982 Anayasası hazırlandı ve 1983 seçimleri sonrasında sivil yönetime geçildi
12 Eylül 1980'de Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının oluşturduğu Millî Güvenlik Konseyi yönetime el koydu. TBMM ve hükümet feshedildi, siyasi faaliyetler durduruldu ve sıkıyönetim bütün ülkeye yayıldı. Kenan Evren Devlet Başkanı oldu; yasama yetkileri geçici olarak Millî Güvenlik Konseyine geçti.
12 Eylül böylece yalnızca 12 Eylül günü gerçekleşen bir askerî müdahale değil, yaklaşık üç yıl süren bir ara rejimin başlangıcı oldu. 1983'te seçilmiş parlamento ve hükümetin yeniden kurulmasıyla sivil yönetime geçildi; ancak siyasi yasaklar, yeni anayasal kurumlar ve askerî dönemde yapılan düzenlemelerin önemli bir bölümü uzun süre yürürlükte kaldı. Bu nedenle 12 Eylül dosyası, müdahale anı kadar sonraki hukukî ve kurumsal dönüşümü de birlikte izlemek için temel bir dosyadır.
Müdahalenin ardından sıkıyönetim uygulaması genişletildi, çok sayıda kişi gözaltına alındı ve siyasi örgütlenmelerin çalışma alanı daraltıldı. Sendikalar, dernekler ve basın üzerinde de kapsamlı sınırlamalar oluştu. Askerî yönetim aynı zamanda yeni bir anayasa yapılmasını hedefledi ve 1981'de Kurucu Meclis'i oluşturan düzenlemeler kabul edildi. Bu süreç 1982 Anayasası'nın hazırlanmasına, 1982 halkoylamasına ve 1983'te seçimlerin yapılmasına bağlandı.
Yönetime el konulmasının ardından Millî Güvenlik Konseyi yasama yetkisini kullanmaya başladı. Başbakanlık görevine Bülend Ulusu getirildi; yeni hükümette teknokrat ve bürokratların yanı sıra bazı sivil isimler yer aldı. 1961 Anayasası'nın parlamentoya verdiği yetkilerin önemli bölümü geçici olarak MGK tarafından kullanılırken, 27 Ekim 1980 tarihli 2324 sayılı Kanun mevcut anayasanın hangi hükümlerinin yürürlükte kalacağını ve konseyin yetkilerini düzenledi.
Müdahaleden önceki yıllarda siyasi cinayetler, sağ-sol çatışması, ekonomik kriz, hükümet değişiklikleri ve cumhurbaşkanı seçiminin tıkanması gibi ciddi sorunlar yaşanıyordu. 1970'lerin sonunda Meclis'in cumhurbaşkanını seçememesi siyasal sistemdeki kilitlenmenin simgelerinden biri haline geldi. Bununla birlikte bu gelişmeler ile 12 Eylül arasındaki nedensellik konusunda farklı tarihsel yorumlar bulunduğu için olayın öncesi ile askerî yönetimin kendi açıklamalarını ayrı kaynak katmanlarında değerlendirmek gerekir.
12 Eylül 1980 sabahı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve kuvvet komutanlarından oluşan Millî Güvenlik Konseyi, Türk Silahlı Kuvvetleri adına yönetime el koydu. TBMM'nin çalışmaları durduruldu, hükümet feshedildi ve siyasi partilerin faaliyetleri yasaklandı. Aynı gün yayımlanan bildirilerle yeni yönetimin temel çerçevesi kamuoyuna duyuruldu; daha sonra 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun ara rejimin hukukî temelini oluşturdu.
12 Eylül 1980 sabahı Kenan Evren'in başını çektiği Millî Güvenlik Konseyi, Türk Silahlı Kuvvetleri adına yönetime el koydu. TBMM'nin çalışmaları durduruldu, siyasi partilerin faaliyetleri askıya alındı ve devletin yasama-yürütme düzeni MGK'nın çıkardığı kanun ve kararlarla yeniden şekillendi. Bülent Ulusu başbakanlığında askerî yönetimin atadığı bir hükümet kuruldu.
Müdahale öncesinde 1970'lerin ikinci yarısında siyasi cinayetler, sağ-sol çatışması, ekonomik kriz, hükümet istikrarsızlığı ve güvenlik sorunları yoğunlaşmıştı. Bununla birlikte bu unsurların hangisinin müdahaleyi doğrudan hazırladığı konusunda farklı tarihsel yorumlar bulunur. Arşivde olayın öncesindeki gelişmeler ile MGK'nın müdahale gerekçeleri ayrı tutulmalıdır.
12 Eylül sonrasında sıkıyönetim yaygınlaştırıldı; binlerce kişi gözaltına alındı, siyasi faaliyetler yeniden düzenlendi ve 1982 Anayasası hazırlanmaya başlandı. 1983 seçimleriyle sivil yönetime geçiş gerçekleşti ancak siyasi yasaklar, yeni anayasal kurumlar ve güvenlik mevzuatı yeni dönemin çerçevesini uzun süre belirledi.