Dönüm Noktaları Arşivi/Dosya 15
Dönüm Noktaları Arşivi — Türkiye'nin Yakın Tarihinden Olaylar, Belgeler ve Kırılma Anları

12 Eylül Sonrası Sıkıyönetim Dönemi

Bu yüzden 12 Eylül sonrası sıkıyönetim dönemi, yalnızca askerî mahkemelerin veya gözaltıların tarihi değildir. Devletin olağanüstü yetkileri nasıl kullandığı, bu yetkilerin basın ve siyasal örgütlenme üzerindeki etkileri ve 1983 sonrasında hangi araçların sivil yönetim altında devam ettiği birlikte incelendiğinde 1980'lerin güvenlik ve hukuk düzenindeki dönüşüm daha açık biçimde görülebilir.
DOSYA 15/100DARBELER VE SIYASAL REJIM DEĞIŞIMLERI
Tarih12 Eylül 1980–19 Kasım 1983
YerTürkiye
KategoriDarbeler ve siyasal rejim değişimleri
Araştırma çerçevesiResmî/kurumsal kayıtlar, mevzuat, yargı belgeleri, dönem kaynakları ve gerektiğinde akademik çalışmalar; her kaynağın niteliği ayrıca gösterilir.
Yayın ilkesiBelge / İddia / Aktarım / Doğrulanamadı ayrımı; kesinlik veya hüküm ifade eden genellemelerden kaçınılır.

Aynı dönem, 1982 Anayasası ve 1983 seçimleriyle normalleşmeye geçişin neden kademeli olduğunu da açıklar. Sıkıyönetim hukukunun sona ermesi ile siyasi faaliyetlerin yeniden başlaması aynı anda gerçekleşmedi

Sıkıyönetim dönemi, askerî müdahalenin devlet kurumlarında ve günlük yaşamda nasıl somutlaştığını gösterir. 12 Eylül'ü yalnızca darbe sabahındaki komuta değişimi olarak değil, 1980–1983 arasında işleyen geniş bir olağanüstü idare sistemi olarak anlamayı sağlar.

Tarihsel Önemi

Cezaevleri ve işkence iddiaları da dönemin en ağır tartışma başlıkları arasında yer aldı. Bu konuların önemli bölümü sonraki Meclis araştırmalarında ve insan hakları çalışmalarında yeniden ele alındı; farklı kaynaklardaki anlatımların ayrıştırılması gerekir

Sıkıyönetim yalnızca mahkemelerle sınırlı değildi. Toplantı ve gösteriler, basın faaliyetleri, yayınlar, seyahat ve örgütlenme alanlarında idari tedbirler uygulandı. İşyerlerinde ve sendikal hayatta da 12 Eylül rejiminin etkileri hissedildi.

Günlük Hayata Etkisi

Sıkıyönetim rejimi 1983'e kadar aşamalı biçimde sürdü. TBMM kayıtlarında 19 Kasım 1983'te sıkıyönetimin dört ay daha uzatıldığı, 1984'te ise bazı illerde kaldırıldığı görülmektedir. Böylece ülke genelindeki olağanüstü askerî yönetim, sivil yönetime dönüşle birlikte kademeli olarak sona erdi

12 Eylül müdahalesiyle Türkiye'nin tamamında sıkıyönetim uygulaması genişletildi ve sıkıyönetim komutanlıkları güvenlik, kamu düzeni ve adli alanda geniş yetkilere sahip oldu. Askerî mahkemeler siyasi suçlar, silahlı örgütler ve kamu düzenine ilişkin çok sayıda davayı gördü.

Ne Oldu?

Bu yüzden 12 Eylül sonrası sıkıyönetim dönemi, yalnızca askerî mahkemelerin veya gözaltıların tarihi değildir. Devletin olağanüstü yetkileri nasıl kullandığı, bu yetkilerin basın ve siyasal örgütlenme üzerindeki etkileri ve 1983 sonrasında hangi araçların sivil yönetim altında devam ettiği birlikte incelendiğinde 1980'lerin güvenlik ve hukuk düzenindeki dönüşüm daha açık biçimde görülebilir.

1983 seçimleriyle seçilmiş Meclis yeniden kurulsa da sıkıyönetim hemen ortadan kalkmadı. Uygulama iller bazında kademeli biçimde kaldırılırken, güvenlik merkezli yönetim anlayışının bazı unsurları yeni mevzuata aktarıldı. 2935 sayılı Olağanüstü Hâl Kanunu ve 1987'de kurulan OHAL Bölge Valiliği bu devamlılığın sonraki örnekleri oldu.

Sıkıyönetim ortamının gündelik hayata etkisi yalnızca gözaltı ve yargılamalarla sınırlı değildi. Gazete ve dergilerin yayımlanması, siyasi toplantılar, dernek faaliyetleri, grevler ve sendikal örgütlenmeler üzerindeki sınırlamalar kamusal alanın daralmasına neden oldu. 1982 Anayasası'nın geçici hükümleri ve askerî yönetim döneminde çıkarılan kanunlar, bu kısıtlamaların önemli bir bölümünün sonraki dönemde de etkisini sürdürmesine imkân verdi.

Sıkıyönetim ülkenin tamamında aynı süre ve biçimde uygulanmadı; ilan edilen bölgeler ve uygulamanın kapsamı dönem boyunca değişti. Bununla birlikte 12 Eylül sonrasında uygulamanın yaygınlaşması, olağan dönemdeki yönetim mekanizmalarının yerini önemli ölçüde askerî güvenlik organlarının almasına yol açtı. Bu süreçte valilikler, sıkıyönetim komutanlıkları ve kolluk güçleri arasında yeni bir görev dağılımı oluştu.

12 Eylül 1980 sonrasında sıkıyönetim, askerî yönetimin kamu düzenini ve güvenliği yönetmesinde temel araçlardan biri oldu. Sıkıyönetim komutanlıkları olağan idari yapılara göre geniş yetkiler kullandı; toplantı ve gösteriler, yayın faaliyetleri, sendikal çalışmalar ve siyasi örgütlenmeler farklı kararlarla sınırlandı. Askerî yargı da bu dönemin önemli kurumlarından biri haline geldi ve çok sayıda siyasi ve güvenlik dosyasına baktı.

12 Eylül 1980 sonrasında Türkiye'nin büyük bölümünde sıkıyönetim uygulaması askerî yönetimin temel araçlarından biri haline geldi. Sıkıyönetim komutanlıkları güvenlik, kamu düzeni ve yargı alanında olağan dönemdeki idari mekanizmalardan daha geniş yetkilere sahipti. Askerî mahkemeler çok sayıda siyasi ve güvenlik dosyasına baktı.

Bu dönem yalnızca gözaltı ve yargılamalardan ibaret değildi. Yayınlara müdahale, toplantı ve gösteri kısıtlamaları, siyasi parti faaliyetlerinin durdurulması ve sendikal alanın yeniden düzenlenmesi de sıkıyönetim ortamının parçalarıydı. 1982 Anayasası'nın geçici hükümleri ile sıkıyönetim kararları birlikte okunmalıdır.

Sıkıyönetim rejimi 1980'lerin ortalarında kademeli biçimde kaldırılırken olağanüstü yönetim araçlarının bir bölümü yeni mevzuatla yaşamaya devam etti. 2935 sayılı Olağanüstü Hâl Kanunu ve 1987'deki OHAL düzenlemeleri bu devamlılığı gösteren sonraki aşamalardır.

Aynı dönem, 1982 Anayasası ve 1983 seçimleriyle normalleşmeye geçişin neden kademeli olduğunu da açıklar. Sıkıyönetim hukukunun sona ermesi ile siyasi faaliyetlerin yeniden başlaması aynı anda gerçekleşmedi

Sıkıyönetim dönemi, askerî müdahalenin devlet kurumlarında ve günlük yaşamda nasıl somutlaştığını gösterir. 12 Eylül'ü yalnızca darbe sabahındaki komuta değişimi olarak değil, 1980–1983 arasında işleyen geniş bir olağanüstü idare sistemi olarak anlamayı sağlar.

Cezaevleri ve işkence iddiaları da dönemin en ağır tartışma başlıkları arasında yer aldı. Bu konuların önemli bölümü sonraki Meclis araştırmalarında ve insan hakları çalışmalarında yeniden ele alındı; farklı kaynaklardaki anlatımların ayrıştırılması gerekir

Kaynakça

İlgili Dönüm Noktası