| Tarih | 30 Mart 1972 |
| Yer | Kızıldere, Niksar / Tokat |
| Kategori | Darbeler ve siyasal rejim değişimleri |
| Araştırma çerçevesi | Resmî kayıtlar, mevzuat, yargı belgeleri, dönem basını ve akademik çalışmalar; kaynakların niteliği ayrı gösterilir. |
| Yayın ilkesi | Belge / İddia / Aktarım / Doğrulanamadı ayrımı; kesinlik iddiası oluşturmayan dil. |
Olayın sonraki anma ve tartışmalarında çok farklı siyasi anlamlar yüklenmiştir. Araştırma açısından ise doğrudan belgelenebilen olaylar ile sonradan üretilen siyasi yorumları ayırmak önemlidir. Kızıldere'nin temel kronolojisi; kaçırma, Kızıldere'ye ulaşma, kuşatma, çatışma ve sağ kalan kişinin yakalanması aşamalarıyla izlenebilir
Kızıldere, 12 Mart sonrasında siyasal şiddet ile devletin güvenlik politikalarının nasıl birbirini besleyen bir çatışma alanına dönüştüğünü gösteren bir olaydır. Aynı zamanda 1972'deki siyasi davalar ve idam kararlarının silahlı örgütler üzerindeki etkisini doğrudan gösteren bir örnektir.
Kızıldere'de grubun bulunduğu evin güvenlik güçlerince kuşatılmasıyla teslim olma çağrıları yapıldı. Çatışmanın ayrıntılarına ilişkin farklı anlatımlar bulunsa da güvenilir kaynakların ortaklaştığı temel nokta, operasyonun sonunda evde bulunan grubun büyük bölümünün ve üç rehinenin hayatını kaybetmesidir. Olayın ayrıntıları sonraki yıllarda tanıklıklar, yargı kayıtları ve basın arşivleri üzerinden yeniden tartışıldı
Olaydan önce THKP-C ve THKO çevresinden bazı militanlar güvenlik güçlerinin takibinden kaçmaya çalışıyordu. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararlarının TBMM'de onaylanmasının ardından, onları kurtarmaya yönelik silahlı bir eylem tasarlandı. Ünye'de görev yapan yabancı teknisyenlerin kaçırılması ve rehinelerin Kızıldere'ye götürülmesi bu planın parçasıydı.
Operasyon sırasında Mahir Çayan ve gruptaki dokuz kişi ile rehin alınan üç yabancı teknisyen hayatını kaybetti. Çatışmadan sağ kurtulan Ertuğrul Kürkçü daha sonra yakalandı. Kızıldere, 12 Mart dönemindeki silahlı örgütler, rehin alma eylemleri ve siyasi idamlar arasındaki doğrudan bağ nedeniyle 1971–1972 döneminin en önemli kırılma noktalarından biri oldu
30 Mart 1972'de Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde, Mahir Çayan ve beraberindeki silahlı grup ile güvenlik güçleri arasında çatışma yaşandı. Grup, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamlarının durdurulması amacıyla Ünye Radar Üssünde çalışan üç yabancı teknisyeni rehin alarak Kızıldere'ye götürmüştü.
Kızıldere Olayı, 30 Mart 1972'de Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde meydana geldi. THKP-C ve THKO çevresinden bir grup, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamlarını engellemek amacıyla Ünye Radar Üssünde çalışan üç yabancı teknisyeni rehin aldı ve daha sonra Kızıldere'deki bir eve geçti. Eylemciler, üç kişinin idam edilmemesi karşılığında rehineleri kullanarak kamu otoritesi üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyordu.
Kızıldere'ye ulaşıldıktan sonra ev güvenlik güçlerince kuşatıldı. Dönemin dava belgeleri ve sonraki arşiv çalışmaları, kuşatmanın ardından güvenlik güçleri ile evde bulunan grup arasında silahlı çatışma çıktığını gösteriyor. Olayın sonunda Mahir Çayan'ın da aralarında bulunduğu silahlı grubun büyük bölümü ve rehin alınan üç teknisyen hayatını kaybetti. Ertuğrul Kürkçü ise olaydan sağ kurtularak yakalandı.
Kızıldere'nin ortaya çıkışında iki ayrı süreç birbirine bağlanıyordu. Birincisi, 12 Mart sonrasında THKO ve THKP-C gibi örgütlerin güvenlik güçlerinin takibine girmesi ve silahlı eylemlerin artmasıydı. İkincisi, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen ölüm cezalarının TBMM'de onaylanması ve infazlarının yaklaşmasıydı. Bu nedenle Kızıldere eylemi, dönemin siyasi davaları ile silahlı örgütlerin rehin alma stratejisini aynı olay içerisinde bir araya getirdi.
Olayın çatışma aşaması hakkında farklı tanıklıklar ve sonraki siyasi anlatımlar bulunur. Buna karşılık olayın temel kronolojisi daha nettir: Ünye'deki teknisyenlerin kaçırılması, rehinelerin Kızıldere'ye götürülmesi, evin kuşatılması, silahlı çatışma ve olayın can kayıplarıyla sona ermesi. Arşiv çalışmasında bu temel kronoloji ile olayın nedenleri veya operasyonun ayrıntılarına ilişkin tartışmalı iddiaların ayrı gösterilmesi gerekir.
Kızıldere sonrasında olay, Türkiye'deki sol hareketlerin hafızasında güçlü bir sembole dönüştü. TBMM tutanaklarında da sonraki yıllarda Kızıldere için farklı siyasi değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. Bu değerlendirmeler tarihsel hafızayı anlamak açısından önemlidir; ancak 30 Mart 1972'de fiilen yaşanan olayın belgeleriyle aynı kategoriye konulmamalıdır. Kızıldere dosyasının temel değeri, 12 Mart döneminin siyasi yargılamaları, silahlı örgütlerin eylemleri ve devletin güvenlik müdahaleleri arasındaki ilişkiyi somut bir olay üzerinden gösterebilmesidir.
30 Mart 1972'de Tokat'ın Kızıldere köyünde gerçekleşen olay, Türkiye'deki radikal sol hareketlerin 1971 sonrası yaşadığı çözülme ve silahlı mücadele tartışmalarının en bilinen örneklerinden biridir. Mahir Çayan ve arkadaşları, Ünye Radar Üssü'nde çalışan üç yabancı teknisyeni kaçırarak Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamlarının durdurulmasını amaçlayan bir eylem gerçekleştirdi.
Kaçırılan kişiler ve eylemciler Kızıldere'deki bir evde kuşatma altına alındı. Güvenlik güçlerinin operasyonu sırasında eylemcilerin büyük bölümü öldü; teknisyenler de hayatını kaybetti. Olayın ayrıntıları, dönemin resmî açıklamaları, savcılık ve dava belgeleri, tanıklıklar ve daha sonraki siyasi anlatımlar üzerinden izlenebilir.
Kızıldere, sonraki yıllarda Türkiye'deki sol hareketlerin hafızasında önemli bir sembole dönüştü. Ancak arşiv çalışması açısından sembolik anlam ile 30 Mart 1972'de fiilen yaşanan olay birbirinden ayrılmalıdır. Olayın öncesindeki Ünye baskını, rehinelerin kaçırılması, kuşatma ve çatışma aşamaları ayrı ayrı incelendiğinde kronoloji daha net ortaya çıkar.