| Tarih | Nisan–Mayıs 2007 |
| Yer | Ankara / Türkiye |
| Kategori | 2001 sonrası kurumsal ve hukuki dönüm noktaları |
| İncelenen temel alan | Olayın gelişimi, kurumlar, mevzuat/yargı süreci, siyasi bağlam ve sonraki sonuçlar. |
2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi, 11. Cumhurbaşkanı'nın TBMM tarafından seçilmesi sürecinde yaşanan anayasal ve siyasi uyuşmazlıkların merkezinde gelişti. İlk turda aday olarak Abdullah Gül'ün adı öne çıktı. Oylama sonrasında toplantı yeter sayısının 367 olup olmadığı konusunda farklı hukukî görüşler ortaya çıktı. Tartışma, sadece siyasi partilerin tutumlarıyla sınırlı kalmadı; Anayasa Mahkemesi önüne taşınarak anayasal yorum konusu haline geldi.
Anayasa Mahkemesi'nin 1 Mayıs 2007 tarihli, 2007/45 Esas ve 2007/54 Karar sayılı kararı, TBMM'nin Cumhurbaşkanı seçimi için yaptığı ilk tur oylamanın toplantı yeter sayısı bakımından incelenmesine dayanıyordu. Kararın ardından TBMM'nin seçimi sürdürmesi mümkün olmadı ve süreç yeni bir anayasal düzenlemeye ihtiyaç doğuracak biçimde devam etti. Böylece 367 tartışması, yalnızca o döneme özgü bir siyasi tartışma olmaktan çıkıp anayasa hukukunda meclis toplantı yeter sayısının kapsamı hakkında kalıcı bir emsal tartışması yarattı.
Krizin siyasi boyutu, 27 Nisan 2007 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayımlanan açıklamayla daha da görünür hale geldi. Bu açıklama, siyasi iktidar ile askerî bürokrasi arasındaki gerilimin kamuoyu önünde açık biçimde hissedildiği bir gelişme olarak kayda geçti. Ancak seçim krizinin hukukî süreci ile 27 Nisan açıklamasını aynı işlem gibi görmek doğru değildir; iki gelişme aynı dönemde yaşanmış olsa da farklı kurumlar ve farklı hukukî dayanaklar üzerinden ilerledi.
TBMM'nin Cumhurbaşkanı seçememesi sonrasında genel seçimlerin yenilenmesi gündeme geldi ve 22 Temmuz 2007'de genel seçim yapıldı. Seçimden sonra Abdullah Gül yeniden aday gösterildi ve 28 Ağustos 2007'de TBMM'de Cumhurbaşkanı seçildi. Böylece Nisan ayında başlayan kriz, yeni meclis aritmetiği içinde farklı bir siyasi ortamda sonuçlandı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçlanmasıyla birlikte kriz sona erse de 2007 deneyimi seçim usulleri ve anayasal yeter sayılar konusundaki tartışmaları uzun süre gündemde tuttu.
2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi, hukuk ile siyasetin aynı anayasal olay üzerinde nasıl kesişebileceğini gösteren başlıca örneklerden biridir. Krizi anlamak için adaylık, TBMM oylaması, Anayasa Mahkemesi kararı, 27 Nisan açıklaması, genel seçim ve Ağustos ayındaki son seçim olmak üzere birbirini takip eden aşamaların ayrı ayrı izlenmesi gerekir. Bu kronoloji, olayın tek bir gecenin veya tek bir kararın sonucu olmadığını ortaya koyar.
Bu dosyanın konusu, aynı dönemde yaşanan diğer siyasal ve hukuki gelişmelerle birlikte okunmalıdır. Aşağıdaki kaynaklar olayın veya düzenlemenin farklı aşamalarını belgeleyen resmî kayıtları içerir. Belge niteliğindeki veriler ile sonraki siyasi değerlendirmeler aynı şey değildir; anlatımda bu ayrım korunmuştur.
Bu dosyanın konusu, aynı dönemde yaşanan diğer siyasal ve hukuki gelişmelerle birlikte okunmalıdır. Aşağıdaki kaynaklar olayın veya düzenlemenin farklı aşamalarını belgeleyen resmî kayıtları içerir. Belge niteliğindeki veriler ile sonraki siyasi değerlendirmeler aynı şey değildir; anlatımda bu ayrım korunmuştur.
2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi, hukuk ile siyasetin aynı anayasal olay üzerinde nasıl kesişebileceğini gösteren başlıca örneklerden biridir. Krizi anlamak için adaylık, TBMM oylaması, Anayasa Mahkemesi kararı, 27 Nisan açıklaması, genel seçim ve Ağustos ayındaki son seçim olmak üzere birbirini takip eden aşamaların ayrı ayrı izlenmesi gerekir. Bu kronoloji, olayın tek bir gecenin veya tek bir kararın sonucu olmadığını ortaya koyar.