Dönüm Noktaları Arşivi/Dosya 82
Dönüm Noktaları Arşivi — Türkiye'nin Yakın Tarihinden Olaylar, Belgeler ve Kırılma Anları

12 Mart Döneminde Basın Üzerindeki Kısıtlamalar

12 Mart 1971 muhtırası sonrasında Türkiye’de siyasal rejim içinde önemli bir değişim yaşanırken basın üzerindeki denetim de arttı. Muhtıranın ardından hükümet değişmiş, sıkıyönetim uygulamaları genişletilmiş ve siyasal örgütlenme üzerindeki baskı artmıştı. Bu ortam, gazetelerin haber verme ve yorum yapma alanını da doğrudan etkiledi. Basın kuruluşları sadece yayınladıkları metinlerin içeriği nedeniyle değil, sıkıyönetim kararlarının getirdiği genel sınırlamalar nedeniyle de hareket alanlarının daraldığı bir döneme girdi.
DOSYA 82/100BASIN, MEDYA VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNDE KIRILMALAR
Tarih1971–1973
YerTürkiye
KategoriBasın, medya ve ifade özgürlüğünde kırılmalar
Araştırma çerçevesiMevzuat, anayasa metinleri, TBMM kayıtları, yargı kararları ve uluslararası insan hakları belgeleri; kaynakların niteliği ayrı gösterilir.
Yayın ilkesiBelge / İddia / Aktarım / Doğrulanamadı ayrımı; kesinlik iddiası oluşturmayan dil.

Ne Oldu?

12 Mart 1971 muhtırası sonrasında Türkiye’de siyasal rejim içinde önemli bir değişim yaşanırken basın üzerindeki denetim de arttı. Muhtıranın ardından hükümet değişmiş, sıkıyönetim uygulamaları genişletilmiş ve siyasal örgütlenme üzerindeki baskı artmıştı. Bu ortam, gazetelerin haber verme ve yorum yapma alanını da doğrudan etkiledi. Basın kuruluşları sadece yayınladıkları metinlerin içeriği nedeniyle değil, sıkıyönetim kararlarının getirdiği genel sınırlamalar nedeniyle de hareket alanlarının daraldığı bir döneme girdi.

Dönemin önemli özelliklerinden biri, basın özgürlüğünü düzenleyen anayasal çerçevenin 1971 değişiklikleriyle yeniden yazılmasıydı. 1961 Anayasası’nın 22. maddesi değiştirilerek basın ve haber alma özgürlüğüne yönelik sınırlama sebepleri genişletildi. Millî güvenlik ve kamu düzeni gibi gerekçeler daha belirgin hale gelirken, devlet sırrı ve yargı görevinin korunması da anayasal sınırlama alanına dahil edildi. Aynı dönemde gazete ve dergilerin toplatılmasına yönelik kurallar sıkılaştırıldı. Böylece basın özgürlüğü ile güvenlik politikaları arasındaki anayasal denge yeniden kuruldu.

Sıkıyönetim makamlarının uygulamaları da günlük basın faaliyetini etkiledi. Bazı yayınlar toplatıldı, bazı yazılar nedeniyle gazeteciler hakkında adli veya idari işlemler yapıldı ve kimi konularda yayın kısıtlamaları getirildi. Ancak uygulamalar tek bir merkezden, aynı yöntemle yürütülmedi. Sıkıyönetim komutanlıklarının kararları, mahkeme süreçleri ve ilgili mevzuat birlikte incelendiğinde dönemin baskı mekanizmalarının birden fazla hukuki ve idari kanaldan oluştuğu görülür. Bu nedenle 12 Mart döneminin basın tarihini değerlendirirken her olayın kendi kararına ve yasal dayanağına bakmak gerekir.

1973 seçimleriyle birlikte parlamenter siyasetin yeniden güç kazanması basın üzerindeki rejimin de zaman içinde normalleşmesine zemin hazırladı; ancak 12 Mart döneminde oluşan hukuki ve idari çerçeve daha sonraki yıllarda tamamen ortadan kalkmadı. Basın alanındaki sınırlamalar 1970’lerin siyasi şiddet ortamında başka biçimlerde yeniden gündeme geldi. Bu yönüyle 12 Mart dönemi, 1961 Anayasası’nın çoğulcu başlangıcı ile 1980 sonrası daha sıkı güvenlikçi basın rejimi arasında önemli bir ara dönüm noktasıdır.

12 Mart döneminin basın üzerindeki etkisi yalnızca günlük gazetelerin içeriğiyle sınırlı değildi. Dergiler, mizah yayınları ve siyasi nitelikli süreli yayınlar da sıkıyönetim ortamının etkisini taşıdı. Gazeteciler açısından bir haberin yayımlanması kadar, haberin hangi başlıkla ve hangi ifadelerle verildiği de hukuki sonuç doğurabilecek bir mesele haline gelebildi. Bu nedenle dönemi incelerken yayımlanmış bir haberin kendisi ile o yayın nedeniyle verilen toplatma veya dava kararını ayrı ayrı okumak gerekir. 1971 anayasa değişiklikleri bu dönemde oluşan daha sıkı güvenlik yaklaşımının sonraki yıllarda anayasal metne de yansıyan kısmını gösterir.

Bu bölümde, dönemin anayasal ve hukuki düzenlemeleri ile basın hayatındaki uygulamalar birlikte ele alınır. Bir düzenlemenin metni ile o düzenlemenin belirli bir olayda nasıl uygulandığı birbirinden ayrılır; yargı kararları kendi hüküm ve gerekçe sınırları içinde değerlendirilir.

Tarihsel Çerçeve

Bu bölümde, dönemin anayasal ve hukuki düzenlemeleri ile basın hayatındaki uygulamalar birlikte ele alınır. Bir düzenlemenin metni ile o düzenlemenin belirli bir olayda nasıl uygulandığı birbirinden ayrılır; yargı kararları kendi hüküm ve gerekçe sınırları içinde değerlendirilir.

Sonuçları ve Tarihsel Önemi

1973 seçimleriyle birlikte parlamenter siyasetin yeniden güç kazanması basın üzerindeki rejimin de zaman içinde normalleşmesine zemin hazırladı; ancak 12 Mart döneminde oluşan hukuki ve idari çerçeve daha sonraki yıllarda tamamen ortadan kalkmadı. Basın alanındaki sınırlamalar 1970’lerin siyasi şiddet ortamında başka biçimlerde yeniden gündeme geldi. Bu yönüyle 12 Mart dönemi, 1961 Anayasası’nın çoğulcu başlangıcı ile 1980 sonrası daha sıkı güvenlikçi basın rejimi arasında önemli bir ara dönüm noktasıdır.

Kaynakça

İlgili Dönüm Noktaları